Evlilikler bir günde bitmez. Hiçbir yuva sabah uyanıp akşam dağılıvermez. Bitiren şey genellikle büyük krizler değil; küçük, tekrar eden, fark edilmediği için normalleşen davranışlardır. Tıpkı duvarlardaki kılcal çatlaklar gibi… Önemsiz sanılır ama zamanla binayı ayakta tutan taşıyıcı kolonlara kadar ilerler.
Evliliği yavaş yavaş kemiren, içten içe çürüten dört “asitli” davranış vardır. Bunlar sessizce başlar, zamanla alışkanlığa dönüşür ve fark edilip önlem alınmazsa evliliği yer bitirir.
Neler mi bunlar?
1. Eleştiri
Eleştiri, ilk bakışta masum görünür. “Ben sadece doğruları söylüyorum.” “Yanlışını söylüyorum ki düzeltsin.” “Eleştirmesem umursamamış olurum.”
Oysa eleştiri, davranışı değil kişiliği hedef almaya başladığında zehir üretir. “Bulaşıkları yıkamamışsın” ile “Sen zaten hep sorumsuzsun” arasında dağlar kadar fark vardır.
Eleştiri sıklaştıkça eş, kendini yetersiz, değersiz ve sürekli kusurlu hissetmeye başlar. Bir süre sonra yapılan her konuşma, savunma ihtiyacı doğuran bir mahkeme salonuna dönüşür. Ve evlilikte sevgi, yerini sessiz bir huzursuzluğa bırakır.
2. Aşağılama
Aşağılama, eleştirinin ileri evresidir. İşin içine alay girer, küçümseme girer, ima girer.
Göz devirmeler… İç çekmeler… “Sen anlamazsın zaten.” “Bunu da mı ben söyleyeceğim?” “Keşke senin kadar basit düşünebilseydim.”
Aşağılama, evliliğin en öldürücü asididir. Çünkü karşısındakinin sadece davranışını değil, insan olarak değerini hedef alır. Bir insan, kendisini sürekli aşağılayan biriyle duygusal bağ kuramaz. Sevgi, saygı görmediği yerde uzun süre barınamaz.
3. Savunma
Eleştiri ve aşağılamanın doğal sonucu savunmadır. Eş artık dinlemez; kendini aklamaya çalışır. “Ben öyle demedim.” “Sen de şöyle yapıyorsun ama.” “Hep benim suçum zaten.”
Savunma, sorumluluk almaktan kaçınmanın en kibar hâlidir. Sorunu çözmez, büyütür. Çünkü iki kişi de haklı olmaya çalıştığında, evlilik haksızlığa uğrar. Savunma arttıkça empati azalır, anlayış kaybolur, “biz” duygusu çözülür.
4. Duvar Örme
Ve son aşama: duvar örme…
Artık tartışma bile yoktur. Sessizlik vardır. Soğukluk vardır. Aynı evde yaşayan iki yabancı hâli… Sorular cevapsız kalır. Bakışlar kaçırılır. Konuşmak zahmetli, susmak kolay gelir.
Duvar örme, “vazgeçtim” demenin sessiz şeklidir. İşte bu noktada tehlike çanları en yüksek sesle çalar.
Peki Çözüm Var mı?
Elbette var. Ama bir şartla: fark etmek ve erken önlem almak.
Eleştiri yerine ihtiyaç dile getirilmeli. Aşağılama yerine saygı korunmalı. Savunma yerine sorumluluk alınmalı. Duvar örmek yerine konuşulmalı.
Çünkü kim boşanmak için evlenir ki? İnsanlar yuva kurarken yalnız kalmak için değil, birlikte güçlenmek için evlenir. Ama sevgi; emek ister, farkındalık ister, cesaret ister.
Evliliğinizde bu dört davranıştan biri varsa, bilin ki tehlike çanları çalıyordur. Duymazdan gelmeyin. Çünkü bazı sesler sustuğunda, geriye sadece pişmanlık kalır.
- Keşke sınavlara değil, eğitime odaklanabilsek - 12.09.2026
- Ecel Geldi, Ne Çare… Amenna da - 29.08.2026
- Ünlülerin suçu ne? - 11.08.2026

YORUMLAR