Haftanın Notu: Fiyatlar Yarışıyor, Güven Sarsılıyor
Seferihisar’ın Cuma günleri kurulan o meşhur pazar yeri, bu hafta sadece alışverişin değil, derin bir ekonomik kıyaslamanın merkeziydi. Tezgâhlar arasında dolaşırken duyulan sesler, sadece birer satış nidası değil; market fiyatlarıyla pazar etiketleri arasındaki uçurumun yarattığı haklı şaşkınlıktı.
Pazar mı Pahalı, Market mi Ucuz?
Seferihisar pazarında bu hafta fiyatlar, alışılagelmişin aksine el yakıyor. Hemen pazarın yanı başındaki zincir marketlere girip domatesin, patatesin, soğanın fiyatına baktığınızda pazarla neredeyse kafa kafaya, hatta bazen pazarın daha pahalı olduğunu görüyorsunuz. Oysa marketin vergisi, sigortalı çalışanı, stopajı ve resmi giderleri varken; pazarcı esnafının işgaliye haricinde bu denli büyük yükleri bulunmuyor. Hal böyleyken, pazarın marketten daha pahalı olması Seferihisar halkını haklı olarak bir sorgulamaya itiyor.
“Seçmece Yok” Devri ve Güven Kaybı
Marketlerin en büyük avantajı, vatandaşa ürünü seçme imkânı tanıması. Pazarda ise durum hala bildiğimiz o eski usul: Tezgahın önünde pırıl pırıl ürünler diziliyken; pazarcı arkadan yaralı, bereli olanları torbaya dolduruyor. “Seçtirmem” diyen esnaf, aslında kendi bindiği dalı kesiyor. Eve gidip torbayı açtığında yarısı çürük ürünle karşılaşan vatandaş, bir sonraki hafta pazarın o “doğallık” vaadinden uzaklaşıp marketin standart rafına yöneliyor.
Zeytindeki Fiyat Farkı ve Maliyet Gerçeği
Fiyat uçurumu sadece sebzede değil, kahvaltılıkta da kendini gösteriyor. Pazarda 400 TL’ye satılan bir zeytini, hemen yakındaki bir gıdacıda 250 TL’ye, hem de tadına bakıp beğenerek alabiliyorsunuz. Öte yandan, unlu mamullerde de durum farksız. Bugün fırın tezgahında 30 TL’ye satılan bir pidenin maliyeti aslında herkesin malumu; unun kilo fiyatı ortada, kullanılan hamur ise topu topu 200 gram. Aradaki bu uçurumu sadece ‘maliyet artışı’ veya ‘ekonomik kriz’ diyerek geçiştirmek mümkün değil; bu tablo bize hesaplanabilir verilerin ötesinde, kontrolsüz bir fiyatlandırma gerçeğini işaret ediyor.
Empati Eksikliği: Hepimiz Aynı Gökyüzü Altındayız
Bugün pazarda vatandaşı azarlayan, kötü malı arkadan torbaya atan esnaf unutmamalı ki yarın kendisi de bir başka yerde “müşteri” koltuğuna oturuyor. Devlet dairesinde bekleyen memur, hastanedeki doktor ya da fırındaki ekmekçi; eğer herkes birbirini “nasıl olsa mecbur” diyerek kandırmaya çalışırsa, bu döngüden kimse karlı çıkamaz. Ekonomik zorluklar bir gerçek ama bu zorlukları birbirimizi aldatarak aşamayız.
Son Not: Müşteri Eski Müşteri Değil
Seferihisar esnafı için artık bir güncelleme vakti geldi. Vatandaşın elinde artık internet var, telefon var; anlık olarak fiyat araştırması yapıyor ve hakkını arıyor. Pazarın samimiyetine dönmesi için esnafın “beni anla” derken önce müşteriyi anlaması gerekiyor. Güvenin olmadığı yerde ticaret erir; Seferihisar pazarı o eski bereketli ve dürüst günlerine ancak karşılıklı saygıyla dönebilir.
- Seferihisar’da Adalet, İnsan ve Şehir - 20.06.2026
- Seferihisar’ın “Sakin” Çığlığı: 700 Sporcu Gencin Çıkmaz Sokağı - 08.06.2026
- Seferihisar Karakoç Kaplıcaları’nın içler acısı hali - 11.05.2026

YORUMLAR