Seferihisar’da bu hafta, yerel medyanın duruşundan belediyenin devasa basın kadrosuna, sessiz kalan siyasi aktörlerden sağanak yağışın vurduğu çiftçinin yalnızlığına kadar pek çok konuyu masaya yatırıyoruz.
İlçemizde “her şey yolunda” makyajının altında biriken gerçek sorunlar, artık sadece sosyal medyada değil, vicdanlarda da yüksek sesle tartışılmaya başlandı.
Gazetecilik mi, Belediye Postacılığı mı?
Yerel basın, bir kentin denetleme mekanizmasıdır. Ancak Seferihisar’da son dönemde üzülerek görüyoruz ki; bazı yayın çizgileri belediyenin basın bültenlerini noktasına dokunmadan paylaşmaktan öteye geçemiyor. Gazetecinin görevi servis edilen hazır metni kopyalamak değil, o metnin arkasındaki gerçeği sorgulamaktır.
Eğer yerel gazeteciler sadece belediyenin vitrin çalışmalarını parlatırsa, eksik kalan alt yapı ve aksayan hizmetler halının altına süpürülür. Gazetecinin sustuğu ya da susturulduğu bir iklimde, en büyük zararı yine Seferihisar halkı görür. Eleştiri bir saldırı değil, kentin daha iyi yönetilmesi için tutulan bir aynadır.
Basın Birimi mi, İstihdam Merkezi mi?
Belediye koridorlarında konuşulan en çarpıcı konulardan biri de basın birimindeki çalışan sayısı. Tunç Soyer döneminden miras kaldığı söylenen bu kalabalık kadronun işlevselliği ciddi bir soru işaretidir. Bir yerel belediyenin basın biriminde bu kadar çok personelin istihdam edilmesi ne kadar doğrudur?
Bu kadar çok kişinin çalıştığı bir birimden çıkan sonuç, sadece parlatılmış görseller ve tek düze metinlerse, burada bir verimlilik sorunu var demektir. Seferihisar’ın bütçesi, verimli hizmet alanlarına aktarılmak yerine, “algı yönetimi” yapan devasa kadrolara mı harcanıyor? Kamuoyu bu sorunun yanıtını merakla bekliyor.
Siyasetin Sessizliği ve İllüzyon Siyaseti
İlçedeki sivil toplum örgütlerini ve siyasi partileri temsil eden başkanların, kentin temel sorunlarına karşı sessiz kalması kabul edilemez. Muhalefetin ve STK’ların sustuğu bir yerde, gücü elinde tutanlar “illüzyon” yapmaya başlar. Küçük dokunuşları büyük devrimler gibi pazarlayan bir yönetim anlayışı, ancak denetimsiz bir ortamda hayat bulur.
Teşkilat başkanlarının ve oda temsilcilerinin bu “pasif hizmet” anlayışına tepki göstermemesi, Seferihisar’ın geleceğinden çalmaktadır. Sihirbazlık oyunlarıyla milleti uyutmaya çalışanlara karşı uyanık olması gerekenler, ne yazık ki kendi kabuklarına çekilmiş durumdalar.
Yağmurun Ardından: Çiftçi Neden Yalnız?
Hafta sonu ilçemizi etkisi altına alan şiddetli yağışlar, özellikle seracılık yapan üreticilerimizi vurdu. Yıkılan seralar ve su altında kalan tarım arazileri varken, Seferihisar İlçe Tarım Müdürlüğü’nden henüz tek bir satır açıklama gelmemesi düşündürücüdür.
Zarar gören çiftçimiz yok mu kabul ediliyor, yoksa hasar tespiti mi yapılamıyor? Yetkililerin sessizliği, alın teriyle geçinen üreticimizi daha da umutsuzluğa sürüklüyor. Bilgilendirme yapmak ve devletin elini çiftçinin omuzunda hissettirmek için daha ne kadar beklenecek?
Genel Bakış
Seferihisar sadece bir haberin konusu değil, yaşayan ve üreten bir organizmadır. Eğer bu organizmanın damarları olan basın ve siyaset tıkalıysa, bünye sağlıklı kalamaz. Gerçek ilerleme, reklam panolarındaki afişlerle değil, topraktaki üreticinin memnuniyeti ve sokaktaki vatandaşın refahıyla ölçülür. Sessizlik çözüm değil, sorunların büyümesine hizmet eden bir perdedir.
- Seferihisar AK gençlik Antalya’dan birincilikle döndü - 29.09.2026
- Ulamış sokaklarında ata tohumu ve emek buluştu - 26.09.2026
- Seferihisar kent konseyi yeni dönem için sandık başına gidiyor - 26.09.2026

YORUMLAR