Nedense toplumumuzda özellikle kadınlar arasında, son zamanda kendi paramı kazanma düşüncesi yaygınlaşmaktadır. Kendim kazanacağım, kendim harcayacağım.
Bunun tersi olarak da ev hanımları para kazanmadıklarını düşünmekte ve değersizlik duyguları yaşamaktadırlar.
Geçenlerde bir seminerde yaklaşık elli kadar anneye, görevimiz normal insan yetiştirmek ve normal insan üreten insandır dedim. Ve “siz üretiyor musunuz?” Diye sordum. Cevap veren çıkmayınca birazda tahrik etmek amaçlı “siz sadece tüketirsiniz ne üretiyorsunuz ki. Para da kazanmıyorsunuz, eşiniz getiriyor siz yiyorsunuz.” dedim. Kafa sallıyor ve onaylıyorlar. Daha fazla duramadım. Siz kendiniz gibi çocuk yetiştiriyorsunuz. İtiraz etmeyen kafa sallayan, sonra da benim çocuk pısırık diye şikâyette bulunan dedim. Bir bayan “doğru söylüyorsunuz ne diyelim ki” deyince. “Yapmayın Allah Aşkına” dedim. “Siz anneler, ev hanımları dünyanın en önde gelen üreticilerisiniz.” dedim. Ve onlara bir hesap yaptım.
Dört kişilik bir aile akşam yemeklerini dışarıda yese, en az 1000 tl hesap ödersiniz. Ayda 30 bin tl yapar. 5000 tl si malzeme parası olsun. Sadece akşam yemeklerinde evinize 25000 ytl bir katma değer sağlıyorsunuz. 10bin tl vererek bir ay boyunca evinizi temizletemezsiniz. 2 bin tl ye çamaşırlarınızı yıkatamazsınız. Terziliğiniz, çocuklarınıza yaptığınız psikologluk, çaycılığınız, hasta bakıcılığınız, sabah kahvaltısı ve öğle yemekleriyle sağladığınız katma değerde cabası.. O zaman yine kafa salladılar, hak verdiler. Gerçekten düşünürseniz bu hesaba itiraz edebilir misiniz?. Bence edemezsiniz. Evin erkeği de bayanı da birbirini tamamlayan iki değer. O halde kadınlar kazanmıyoruz eşimize yüküz düşüncesinden sıyrılmalı, erkeklerde benim param dememelidir. Aile fertleri bizim paramız. Bizim hayatımız. Bizim üretimimiz, bizim tüketimimiz diyebilmelidir.
Ama bizim toplumumuzda hep seni ben anlayışı vardır. Ben gücü, sen acizliği ifade eder. Beni bize çevirirsek aile içi mutluluğu da yakalayabiliriz. Ben ifadesini şu hikâyecikle anlatmak istiyorum
Torunu dedesine, “dede siz ninemle hiç kavga etmeden ne güzel yaşıyorsunuz. Bunu neye borçlusunuz .”diye sormuş. Dedesi “oğlum ben nineni yıllar önce karşı köyden aldım. O zaman gelinler at sırtında gelir, damatlarda atın yularından tutardı.” demiş. Ben nineni ata bindirdim. At huysuzlandı. Ata bu biiir” dedim. Atla biraz yol aldık, at inat ediyor hareket etmiyor. Ata “bu ikiiii” dedim. Derken biraz daha gittik, ben atı yola çekiyorum. O otlara gidiyor. İyice sinirlendim. “Bu üüüç” dedim. Çıkarttım belimden silahı atı vurdum. Ben atı vurunca, ninen başladı homurdanmaya, konuşmaya, bağırmaya, “ayıp günah sen ne yaptın.” dedi. Ben iyice sinirlendim.” Hanım hanım bu biiir “ dedim. Ogün bugündür. Ben ne dersem o olur. Ninen de hiç ikiii dedirtmedi. Gül gibi geçiniyoruz. Demiş.
Ben ben yerine, biz, hepimiz denilen aile ortamında sevgi ile yaşamamız umuduyla.
- Keşke sınavlara değil, eğitime odaklanabilsek - 12.09.2026
- Ecel Geldi, Ne Çare… Amenna da - 29.08.2026
- Ünlülerin suçu ne? - 11.08.2026

YORUMLAR