Son yıllarda gazete sayfalarını ve televizyon haberlerini dehşetle takip ediyoruz. Bir babanın cips alamadığı için çocuğunu öldürmesi, bir komşunun “kadın terliği giydin” şakası yüzünden canından olması ya da park kavgası nedeniyle çocukların gözü önünde işlenen cinayetler artık günlük hayatın bir parçası haline geldi, Eskiden de benzer sıkıntılar ve tartışmalar yaşanırdı ancak sonuçlar hiçbir zaman bu kadar kanlı ve hunharca olmazdı. Peki, ne değişti de toplum olarak bu denli bir şiddet sarmalına savrulduk?
Cevap aslında çok açık: Eskiden her insanın bir değil, birden fazla “doğal” psikoloğu vardı. Şimdiki gibi lüks apartman dairelerinde, birbirini tanımayan komşular arasında yaşamıyorduk. Yatay sokaklarda, belki fiziki şartları daha kısıtlı ama ruh sağlığı daha yerinde evlerde dertler de hüzünler de sokakta komşularla paylaşılırdı. Sokaktaki Ayşe Teyze, mahallenin Ali Dedesi, sağdıçlar, yengeler ve ustalar aslında toplumun ruh sağlığını ayakta tutan görünmez ve ücretsiz psikologlar, yaşam koçları ve danışmanlardı. İnsanlar kalabalıklar içinde yalnız değildi; bir sıkıntısı olanın derdine el birliğiyle samimi çözümler aranırdı,.
Bugün ise ekonomik refahımız artmış görünse de kredi kartı borçları, az çalışıp çok kazanma hırsı ve suni besinlerle kuşatılmış durumdayız,. Eskiden insanlar “az olsun helalinden olsun” der, akşam eve stres topu gibi dönmek yerine aileleriyle sıkıntılarını paylaşırlardı. Şimdilerde ise gerçek ilişkilerin yerini alan sanal maskeler ve sosyal medya ortamları, insanlara çözüm yerine çözümsüzlük dayatıyor,. Sosyallik ile bireysellik arasındaki denge bireysellik lehine bozuldukça, insanlar bencilleşiyor ve iç dünyalarını bir “sorunlar çöplüğüne” çeviriyor.
Bu çöplükte biriken gazın nerede ve ne zaman patlayacağı ise artık kişinin kontrolünden çıkmış durumda. Çözüm ise aslında çok uzağımızda değil: Kendi dünyamızın dışına çıkıp yakınlarımızla, komşularımızla ve ailemizle yeniden o sıcak bağları kurmak zorundayız. Eğer bu toplumsal mekanizmaları yeniden canlandırmakta zorlanıyorsak, uzman bir psikolojik destek almak hem kendimiz hem de toplum sağlığı için en doğru adım olacaktır.
Unutmayalım ki; paylaşılmayan her dert, zamanla ruhumuzda sıkışan ve patlamaya hazır bir enerjiye dönüşür; oysa samimi bir sohbet, en ağır yüklerin bile zehrini alan bir panzehirdir.
——————————————————————————–
Anlaşılması için bir benzetme yapmak gerekirse: İnsan ruhunu eski zamanlardaki bir bahçeye benzetebiliriz. Eskiden o bahçede komşuların yardımıyla temizlenen su kanalları vardı; su akar, toprağı besler ve taşmazdı. Bugün ise o kanalların önü bireysellik ve hırs taşlarıyla kapandı. Su birikiyor, kirleniyor ve sonunda önüne gelen her şeyi yıkan bir sele dönüşüyor. Ruhumuzdaki o kanalları ya eski dostluklarla ya da uzman yardımıyla yeniden açmamız gerekiyor. Daha bilimsel yaklaşımlar için you tuba ve diğer sosyal medyalarda @hayatpusulam hesabını takip etmeyi unutmayın.
- Keşke sınavlara değil, eğitime odaklanabilsek - 12.09.2026
- Ecel Geldi, Ne Çare… Amenna da - 29.08.2026
- Ünlülerin suçu ne? - 11.08.2026

YORUMLAR