Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hasan Fayda
Hasan Fayda

İYİ TATİLLER

Tam oturacakken öğrenciler, öğretmen konuşmadan, öğrencilerin ayakta durmalarını işaret eder ve bu arada saatine bakar.

Vakit gelir ve sınıfın içinde bulunan hoparlörden bir ses,

“Günaydın, müdürünüz konuşuyor,

Fazla vaktinizi almak istemiyorum, ancak size bildirmeliyim ki bugün okulunuzda bazı değişiklikler olacaktır. Öğretmenleriniz size bu konuda daha ayrıntılı bilgi verecektir. Lütfen dikkatinizi verin ve onların talimatlarını harfiyen yerine getirin. Eminim ki hem okulunuz hem de arkadaşlarınız sizinle gurur duyacaktır. 

Teşekkürler çocuklar.” der ve konuşma biter.

* 

Ayakta duran öğrencilerin oturmalarını işaret eden öğretmen tahtanın yanına gider ve tahtaya 2+2=5 yazar.

Yanlış yazıldı diye aralarında konuşan öğrencileri öğretmen hemen uyarır.

“Sessizlik, sınıfta intizam istiyorum, bu bugünkü dersimizin konusudur, benden sonra tekrar edin.

İki artı iki kaç eder?”

Bütün öğrenciler,

“Beş!” der. 

Öğretmen,

“Daha yüksek sesle iki artı iki kaç eder?” der. 

Öğrenciler,

“Beş!” der. 

Öğretmen birkaç defa daha iki artı ikinin kaç olduğunu ısrarla sorar cevabı tekrar ettirir.

Bir öğrenci parmak kaldırıp söz alır, öğretmen ona,

“Ne söyleyeceksin?” diye sorar.

Öğrenci,

“Efendim, iki artı iki kesinlikle dört eder.” der. Öğretmen,

“Sana iki artı ikinin beş ettiği söyleniyor, bunu sorgulamayacaksın anlaşıldı mı?” der. 

Öğrenci,

“Evet, Efendim, ancak ben düşündüm ki…”

Der ama öğretmen susturur.

“Düşünme, düşünmeye ihtiyacın yok. İki artı iki beş eder, şimdi otur ve sessiz ol!” der. Öğrenci sessizce otururken öğretmen sınıfa hitaben,

“Defterlerinizi çıkarın ve bunu yazın. İki artı iki eşittir…” der.

Başka bir öğrenci söze başlar.

“Efendim iki artı iki dört eder, hep dört olmuştur, şimdi nasıl beş olabilir?” diye sorar. Öğretmen bu öğrenciye kızarak,

“Sana konuşman için izin veren oldu mu? Beni nasıl sorgularsın?” 

Öğrenci, üzüntülü olarak, “Efendim ben sadece…”

Öğretmen yüksek sesle çocuğun konuşmasını keser ve,

“İki artı iki beş eder, tekrar et!” der.

Öğrenci, “Ancak Efendim…” 

Öğretmen,

“Söyle!” diye kızar. 

Öğrenci, 

“Aaaaah!” deyip itiraz eder, bir taraftan da, parmaklarıyla ikiyi gösterip,

“İki artı iki dört eder hepiniz de bunu görüyorsunuz, öyle değil mi?” diye sınıfa seslenir.

Kızan öğretmen,

“Yüzünü buraya dön!” diye öğrenciyi uyarır.

Öğrenci,

“Dört olduğunu biliyorsunuz, o halde niye söylemiyorsunuz?” 

Öğretmen kızarak,

“Sessizlik! diye bağırır.  

“Ben dönene kadar yerinden kıpırdama!” diye kızarak sınıftan dışarı çıkar. Öğrenci boynunu bükerek ayakta bekler.

Sınıftaki öğrencilerden biri,

“Sussana, hepimizin başını belaya sokacaksın!” der.

Başka bir öğrenci,

“Onu çok kızdırdın seni öldürecek!” der.

Bu arada öğretmen yanında kollarında kurdele bağlı üç büyük öğrenciyle sınıfa girer ve itiraz eden öğrenciyi göstererek,

“Bu küstah öğrenci, kendisinin daha iyi bildiğini sanıyor!” dedikten sonra,

“Haydi, bize iki artı iki kaç eder tekrar söyle!” der. Öğrenci,

“Efendim, cevap dörttür.” der. Öğretmen dışarıdan getirdiği üç büyük öğrenciye,

“Siz daha önce böyle bir şey duydunuz mu?” diye sorar ve sınıfta itiraz eden öğrenciye de dönerek,

“Bunlar bizim en iyi öğrencilerimizdendir, onlar gibi davranmaya çalışırsanız sizin için daha iyi olur.” dedikten sonra o öğrencilere dönerek,

“İki artı ikinin kaç ettiğini sınıfa söyleyin.” der. Gelen öğrenciler hep bir ağızdan,

“Cevap beştir Efendim!” derler. Öğretmen,

“Aferin, der ve itiraz eden öğrenciyi,

“Sen gel buraya!” diyerek çağırır sınıfın ortasına. Öğrenci tahtaya çıkar. Bu arada tahtadaki işlemi silen öğretmen, öğrenciye,

“Şimdi toplama işlemini doğru bir şekilde yap!” der. Çocuk sessizce öğretmenin yüzüne bakar. Öğretmen de ayakta duran sınıfa dışardan çağırıp geldiği öğrencilere bakar, öğretmenin bakışını gören öğrenciler, farazi olarak silahlarını çekip öğrenciye nişan alırlar. Çocuk bir öğretmene, bir tebeşire, bir diğer çocuklara bakar. Öğretmen,

“Bu son şansın!” der. Öğrenci tekrar etrafına bakındıktan sonra öğretmenin elindeki tebeşiri alıp tahtaya doğru ilerler.

Öğretmene, öğrencilere, büyük öğrencilere bakar, sonra tahtaya 2+2=  işlemine bakar ve işlem sonucunu dört yazarak sınıfa döner. Tam karşısında farazi silahlarla duran büyük öğrenciler… Bakışırlar… Bir silah sesi duyulur, tahtaya kan sıçrar, dört rakamını kanla boyar. Sınıfta tık yok. Sadece sınıfın önüne yürüyen öğretmenin ayak sesi… Ve öğretmen,

“Bugünün dersini anlamayan başka birisi daha var mı?” diye sınıfa sorar. Gözleri yerde, başka yönlerde olan öğrencilere,

“Yüzüme bakın!” diye kızar ve dışarıdan gelen büyük öğrencilere, vurulup yerde yatan öğrenciyi göstererek,

“Bunu buradan çıkarın!” der. Karga tulumba öğrenciyi iki büyük öğrenci çıkarır ve diğer öğrenci de kapıyı kapatıp çıkar. Öğretmen tahtaya dönerek vurulan öğrencinin yaptığı 2+2=4 işlemini siler. Yerine 2+2=5 yazar ve sınıfa dönerek,

“Defterlerinizi açın ve bunu yazın, 2+2=5” der. Sonra,

“Benimle tekrar edin, iki artı iki kaç eder?” diye sorar. Öğrenciler zayıf bir sesle,

“Beş” derler. Öğretmen tekrar,

“Kaç?” diye sorar. Öğrenciler,

“Beş” der. Öğretmen,

“Daha yüksek sesle!” diye uyarır.

“İki artı iki kaç eder?”

“Beş!”

Bu böyle defalarca devam eder. Öğretmen defterlerine de yazmalarını da söyler.

Öğrenciler defterlerine işlem sonucu olarak beş yazar. Sonra bazı öğrenciler bunun böyle olmayacağını, doğrunun beş değil dört olduğunu, baskının değiştirmeyeceğini gösterirler ve yazdıkları beşi karalayıp yerine dört yazarlar.

Film burada biter ve sonuç yazısı olarak da şu yazar. “İsteklerinizi dayatsanız bile HAK daima galip gelir.” 

* 

Zorla güzellik olmaz demiş atalarımız. Her işin yapılışının bir yolu ve yordamı vardır ki, eğitim öğretim söz konusu olunca illaki bir metodolojisi de olmalıdır. Rasgele olmaz. 

Eğitim bir sistem, yöntem ve o sistemin yönetimi işidir. Ben yaptım oldu, ya da ben ne dersem o öyledir ile eğitim öğretim olmaz. Zorla, baskıyla, despotlukla sadece eğitim değil hiçbir şey olmaz. Hayatta her aşamada bu böyledir.

Eğitim ve bilim özgür ortamlarda gelişir, özgürlükten beslenir. Aksi durum, kılavuzu kırılmış çam ağaçlarının gelişimi gibi olur. Güdük kalır, kütükleşir.

Doğrunun zorlamayla değiştirilmesinin, baskıyla değiştirilmesinin mümkün olmayacağı, bastırılsa bile, kardelen çiçeği gibi, baskı ve zorlamayı doğruların, hakikatin delip geçeceği anlatılmış “youtube” da izlediğim yabancı menşeli kısa filmde. 

Neyi ne kadar dayatırsanız dayatın hak hep üstün gelir, galip olur. Dün öyleydi, bugün öyle, yarın da öyle olacaktır. 

Bugün gücün var olsa da, çok şeyi yapmaya muktedir olsan da yarın hakkın divanı var, hesap var!..

Eğitimin, öğretmenin, öğrencinin ideolojik akımlardan bağımsız olarak, dayatmalardan ayrı olarak, özgürce, bilimin aydınlığında yoluna devam etmesi, ülkemiz açısından önemli bir sınavdır…

*

Okulların tatil, öğrencilerin istirahat moduna geçtiği bu günlerde eğitimle ilgili bir paylaşmış olalım. Eğitim camiasına iyi tatiller…

*

Vesselam… 

 

Hasan Fayda
Latest posts by Hasan Fayda (see all)

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Instagram'da Takip Et
Verified by MonsterInsights