Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hasan Fayda
Hasan Fayda

Hastanede bir gece

Gece yarısına doğru yorgun ve yaşlı bir vatandaş, MR randevusu için hastaneye gider. Bütün gün çalışmış, trafikte beklemiş, markette fiyat etiketleriyle bakışmış, kasada can verir gibi ödemelerle cedelleşmiştir. Henüz sırası gelmediği için bekleme salonundaki koltuğa kendini bırakır ve açık olan televizyona göz ucuyla bakmaya başlar.

Ekrandaki spiker, sanki ülkeye uzaylı inmiş de ilk röportajı kendisi yapacakmış gibi heyecanlıdır: “Siyasette hareketli saatler! Bir tarafta 91 milletvekiliyle Yeni Parti kurulurken, diğer tarafta Gelecek Partisinin siyasi faaliyetlerine son vereceği belirtiliyor!”

Vatandaş gözlerini ovuşturur: “Bir parti açılıyor, bir parti kapanıyor… Bu siyaset mi, esnaf dükkânı mı?” diye söylenir.

Spiker aynı heyecanla devam eder: “Yeni siyasi oluşumun Türk siyasetinde önemli değişikliklere yol açması bekleniyor…”

Vatandaş başını koltuğa yaslar: “Yeni açıldı, Gelecek kapanıyor… Peki Yeni’nin geleceği ne olacak acaba?” Bir an düşünür. Sonra kendi sorusuna kendisi yorgunca ve uzunca bir: “Amaaaaaaan!” der. “Kapatacaktınız, neden açtınız? Açtınız, ne oldu da kapattınız?”

Televizyonun sesi giderek uzaklaşır. Spikerin sözleri hastane koridorundaki uğultulara karışır, yavaşça silinir gider. Âlem-i menamdadır artık vatandaş.

DEMOKRATİK SİYASET HASTANESİ

Demokratik Siyaset Hastanesinin acil servisi o gece oldukça kalabalıktır. Bir tarafta sedyeyle Gelecek Partisi getirilirken diğer tarafta doğumhaneden alkış ve slogan sesleri yükselir.

Hastanenin girişindeki tabelada şunlar yazılıdır: “Demokratik Siyaset Hastanesi. Kuruluş, bölünme, birleşme, geçiş ve fesih işlemleri yapılır.” Altında da küçük harflerle bir uyarı vardır: “Milletvekillerinin servisler arasında dolaşması normaldir. Kaybolan vekiller için danışmaya başvurunuz.”

Hoparlörden anons yapılır: “Dikkat, dikkat! Gelecek Partisi yakınları yoğun bakım kapısına, Yeni Parti yakınları doğumhaneye beklenmektedir. Milletvekillerinin yanlış servise girmemesi rica olunur. Yanlış partiye geçen vekillerden hastanemiz sorumlu değildir!”

Acil servis doktoru koşarak gelir: “Hastanın durumu nedir?” Bir partili telaşla cevap verir: “Doktor Bey, 2019’da sapasağlam doğmuştu. ‘Türkiye’nin geleceğini kurtaracağız.’ diyordu. Son zamanlarda teşkilatları zayıfladı, nabzı düştü, oyları görünmez oldu.”

Doktor stetoskobu partinin programına tutar: “Derin nefes alın.” Ses yoktur. “Öksürün.” Yine ses yoktur. Doktor programın birkaç sayfasını çevirir, kaşlarını çatar: “Parti programında hayat belirtisi yok.”

Partili endişeyle sorar: “Peki kurtulur mu?” “Son kurultayını ne zaman yaptı?” “Hatırlamıyoruz.” “Son mitingi?” “O da biraz eski.” “Son seçmeni ne zaman görüldü?” Partili etrafına bakınır: “Onu bulursak zaten buraya getireceğiz.” Doktor hemşireye döner: “Hastayı hemen yoğun bakıma alın.”

DOKSAN BİR MİLLETVEKİLİYLE DOĞUM

Tam o sırada doğumhaneden bir hemşire sevinçle çıkar: “Müjde! Yeni Parti dünyaya geldi!” Koridorda alkış kopar. Doktor heyecanla sorar: “Kaç kilo?” Hemşire dosyaya bakar: “Doksan bir milletvekili!” Doktorun gözleri büyür: “Bu bebek değil, doğrudan Meclis grubu!”

Hemşire şaşkınlıkla sorar: “Bunun göbek bağını kim kesecek?” Bir danışman cevap verir: “Göbek bağı yok. Eski partiden topluca ayrılmışlar.” “Peki annesi kim?” “Siyasi şartlar.” “Babası?” “Kurultay tartışmaları.” “Doğum şekli?” “Normal.” “Doğum sancısını kim çekti?” “Her zamanki gibi seçmen.”

Doktor bebeği muayene eder: “Adı ne olacak?” “Yeni Parti.” Doktor kaşlarını kaldırır: “İnşallah yalnızca adı yeni değildir!”

MİLLLETVEKİLİ NAKLİYE ÜCRETİ VE FATURA

Koridorun öbür ucunda Gelecek Partisinin yakınları endişeyle beklemektedir. Bir görevli elindeki formla yanlarına gelir: “Hastanın geçmiş rahatsızlıkları var mıydı?” “Oy düşüklüğü vardı.” “İttifak alerjisi?” “Zaman zaman.” “Milletvekili kaybı?” “Kronik.” “Parti içi huzursuzluk?” “Mevsimsel başladı, kalıcı oldu.”

Görevli forma şunları yazar: “Teşhis: Siyasi dolaşım bozukluğu ve kronik milletvekili kaybı.”

Doktor yeniden hastanın yanına girer. Bir süre sonra üzgün bir yüzle dışarı çıkar: “Maalesef…” Herkes ayağa kalkar: “Gelecek kurtulamadı mı?” Doktor iç çeker: “Gelecek artık siyasi faaliyetlerini sürdüremeyecek.” Koridordan üzgün bir ses yükselir: “Doktor Bey, Gelecek öldü mü?”

Doktor sertçe bakar. Yandaki duvara tık tık vurur, kulağını çeker: “Aman öyle demeyin! Türkiye siyasetinde kimse ölmez. En fazla başka partiye geçer.” “Peki geride kalan milletvekilleri ne olacak?” “Onlar Yeni Yol servisinde tedaviye devam edecek.” “Gelecek kapandıktan sonra Yeni Yol’a nasıl gidecekler?” Doktor omuz silker: “Siyasette navigasyon mantığı aramayın. Sistem sürekli ‘Rota yeniden oluşturuluyor.’ diyor.”

Yorgun vatandaş bütün konuşmaları dinlemektedir. Kafası iyice karışır. Yanındaki görevliye sorar: “Evladım, Gelecek yoğun bakımda, Yeni doğdu, milletvekilleri Yeni Yol’a gitti… Ben hangi servisteyim?” Görevli dosyasına bakar: “Siz vatandaşsınız amca.” “Benim tedavim ne zaman başlayacak?” “Sizin bölüm yıllardır tadilatta.”

Vatandaş başını sallar: “Onu biliyorum. Ne zaman seçim olsa ‘Yenileniyoruz.’ diye kapatıyorlar, seçimden sonra aynı doktorlar geri geliyor.”

ÖDEME EKRANI VE SEÇMEN İRADESİ

Doğumhanede kutlamalar sürmektedir. Bir partili, pastanın üzerine yazılacak sloganı sorar: “Yeni bir umut, yazalım mı?” Diğeri itiraz eder: “Onu geçen partide kullandık.” “Yeni bir başlangıç, olsun.” “O da eskidi.” “Türkiye’nin geleceği, yazalım.” Hemşire hemen araya girer: “Olmaz! Gelecek karşı serviste biraz önce kapandı. Ayıp olur.”

Kutlama devam ederken hastane muhasebecisi elinde uzun bir faturayla çıkagelir: “Yeni Partinin doğum masraflarının faturası çıktı!” Bir danışman sorar: “Kim ödeyecek?” Herkes birbirine bakar. Kısa bir sessizlik olur. Sonra hep birlikte yorgun vatandaşı gösterirler: “Vatandaş!”

Muhasebeci rahat bir nefes alır: “Tamam, o zaman sistem değişmemiş.” Vatandaş öfkeyle ayağa kalkar: “Partiyi siz doğuruyorsunuz, kapatmayı siz yapıyorsunuz, milletvekillerini siz taşıyorsunuz; faturayı neden ben ödüyorum?” Muhasebeci bilgisayar ekranına bakar: “Sistemde ‘Vatandaş öder.’ seçeneği otomatik işaretli.” “İşareti kaldırın!” “Yetkiniz yok.” “Benim neye yetkim var?” “Dört yılda bir ‘Kabul ediyorum.’ kutucuğuna basabilirsiniz.” “Kabul etmiyorsam?” “Yine ödeme ekranına yönlendirilirsiniz.”

HUZUR ARAYIŞI VE GERÇEKLER

Sabaha karşı başhekim hastane günlük raporunu hazırlar: Doğum yapan parti: Bir. Yoğun bakımdan çıkamayan parti: Bir. Doğan partinin milletvekili: 91. Değişen siyasi anlayış: Tetkik sonuçlarında görülmedi. Vatandaşın durumu: Müşahede altında, ödeme gücü zayıf.

Başhekim raporun altına son notunu düşer: “Türkiye siyasetinde partiler doğar, büyür, bölünür, birleşir ve kapanır. Ancak koltuk sevdası ölümsüzdür.”

Tam raporu kapatırken acil servisin kapısı açılır. İçeri takım elbiseli bir adam girer: “Doktor Bey, yeni bir parti kuracağız. Sağlık raporu almaya geldim.” Başhekim sorar: “Partinin adı nedir?” Adam gururla cevap verir: “Kalıcı Parti.” Başhekim güvenliğe seslenir: “Bu beyefendiyi mizah servisine alın!” Adam şaşırır: “Neden?” Başhekim kapıyı gösterir: “Çünkü Türkiye siyasetinde ‘kalıcı parti’ diye bir durum yoktur. Burada yalnızca koltuklar kalıcıdır!”

O anda hastanenin ışıkları yanıp sönmeye başlar. Hoparlörden yüksek bir anons duyulur: “Dikkat, dikkat! Yeni parti kurulmaktadır! Eski partiler boşaltılsın! Milletvekilleri hazır bulunsun! Bütün masraflar vatandaşa yansıtılacaktır!”

Yorgun vatandaş anonsu duyunca kaçmaya başlar. Arkasından dev bir fatura yuvarlanarak gelir. Doktor bağırır: “Vatandaşı yakalayın! Ödeme yapmadan kaçmasın!” Muhasebeci faturayı sallayarak peşinden koşar: “Yoğun bakım farkı var! Doğum paketi var! Milletvekili nakliye ücreti var! Koltuk kullanım bedeli var!”

Vatandaş nefes nefese koşar. Arkasına baktığında, bütün çabasına rağmen bir arpa boyu ilerleyemediğini görür: “Ben parti istemiyorum! Gelecek istemiyorum! Yeni istemiyorum! Biraz huzur istiyorum! Huzuuuuuuur!”

Koridorun sonunda büyük bir kapı görür. Kapının üzerinde şunlar yazılıdır: “Vatandaş Çıkışı”. Son gücüyle kapıya doğru koşar. Tam kapı koluna uzanacakken kapı kilitlenir. Üzerindeki ekranda kırmızı bir uyarı belirir: “Çıkış talebiniz alınmıştır. İşleminiz bir sonraki seçime kadar değerlendirilecektir.”

Vatandaş kapıyı yumruklar: “Ben çıkmak istiyoruuuuum!” Hoparlörden mekanik bir ses cevap verir: “Talebiniz bizim için değerlidir. Lütfen dört yıl hatta kalınız.”

Dev fatura üzerine doğru yaklaşırken vatandaş bütün gücüyle bağırır: “Yeteeeeeer!”

BİR SEÇİM UMUT, SEÇİMDEN SONRA UNUT

Birden gözlerini açar. Hastanenin bekleme salonundaki koltukta uyuyakalmıştır. Televizyon hâlâ açıktır. Spiker aynı heyecanla konuşmayı sürdürmektedir: “Siyasette yeni gelişmeler yaşanmaya devam ediyor…”

Vatandaş alnındaki teri siler. Etrafına şaşkın şaşkın bakar. Ne Demokratik Siyaset Hastanesi vardır ne doğumhane ne yoğun bakım ne de arkasından koşan dev fatura…

Bir süre kendine gelmeye çalışır. Ardından televizyona bakıp söylenir: “Partiler geliyor, partiler gidiyor… Biri doğuyor, biri kapanıyor, vekiller servis değiştiriyor… Herkes tedavi oluyor; bir tek vatandaşın reçetesi değişmiyor.”

Yanında oturan adam, onun garip hâlini bir süredir izlemektedir. Merakla sorar: “Neymiş vatandaşın reçetesi amca?” Vatandaş acı acı gülümser: “Sabah akşam sabır… Seçimden önce bir kutu umut…” Bir an duraklar: “Seçimden sonra da ya unut… ya da bol suyla yut.” Yanındaki adam gülümser: “Fayda ediyor mu bari?” Vatandaş derin bir nefes alır: “Yıllardır kullanıyoruz. Hastalık geçmedi ama ilacı yazanların keyfi yerinde.”

Tam o sırada MR salonundan anons yapılır: “MR randevusu bulunan hastamız çekim odasına geçebilir.”

Vatandaş ağır ağır ayağa kalkar. Televizyona son kez bakar: “Bari memlekete bir MR çekseler de siyasetin derdinin beyinde mi, kalpte mi, yoksa doğrudan koltukta mı olduğunu öğrensek!”

Gözlerimizi o acı tatlı rüyadan gerçek dünyaya çevirdiğimizde ise karşımızda duran tablo, inanın hastane odasındakinden pek farklı değil. Şaka bir yana insan böyle bir karabasandan uyandığında şu soruları sormadan edemiyor:

Ülkedeki siyasi tablo gerçekten tuhaf bir hâl aldı. Kimin yarın hangi partide olacağı, kimin istifa edeceği, kimin yeni bir parti kuracağı, kimin kapıyı çekip eski mahallesine döneceği artık siyasi analizle değil, neredeyse hava tahminiyle takip ediliyor.

Bugün birbirine söylemediğini bırakmayanlar, yarın aynı masaya oturabiliyor. Dün “Asla yan yana gelmeyiz!” diyenler, ertesi gün omuz omuza fotoğraf verebiliyor.

Vatandaş da doğal olarak soruyor: Bu partiler hangi toplumsal ihtiyaçtan doğuyor ve hangi ihtiyaç ortadan kalkınca kapanıyor? Kurulurken söylenen büyük sözlerin, dağıtılan umutların ve istenen oyların hesabı kime veriliyor? Bir parti kapandığında yalnızca genel merkezin tabelası mı indiriliyor; yoksa ona inanmış, emek vermiş ve oy vermiş insanların umutları da mı sökülüp depoya kaldırılıyor? Daha önce iktidara karşı meydanlarda yağıp gürleyen bazı siyasi oluşumların, zaman içinde eleştirdikleri yapılara yaklaştıklarına ve onların içinde kaybolduklarına şahit olmadık mı? Bütün bunlar vatandaşın zihninde “Yeni bir siyasi oyun mu kuruluyor?” kuşkusunu doğurmaz mı? Peki bu siyasi kayboluşların seçmene karşı hiçbir sorumluluğu yok mudur?

Bir partiye oy veren vatandaş, yalnızca seçim günü hatırlanan bir imzadan mı ibarettir? Siyasetçiler istedikleri zaman parti kurup, istedikleri zaman kapatıp, istedikleri yapıya eklemlenirken seçmenin iradesi bir bavul gibi bir araçtan diğerine taşınabilir mi?

Elbette partiler kurulabilir, birleşebilir, bölünebilir veya faaliyetlerine son verebilir. Bunlar demokratik siyasetin içinde mümkündür. Ancak kamuoyuna verilmesi gereken açık bir hesap vardır: Neden kuruldunuz, neyi başardınız ve niye kapandınız?

Zira siyasi partiler genel başkanların şahsi şirketi, seçmenler de devredilebilir müşteri portföyü değildir. Özetle bütün bu sorular cevapsız kalmamalı ve sorumlular buna cevap vermeli.

Yarı şaka yarı ciddi bir yaz tatili yazısı olsun, stres oranımız düşsün, makaraları biraz boşaltalım istedim… Biraz tebessüm… Vesselam.

Hasan Fayda
Latest posts by Hasan Fayda (see all)

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Instagram'da Takip Et
Verified by MonsterInsights