Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ömer Faruk Kulluk
Ömer Faruk Kulluk

Değerler mi, takipçi sayısı mı?

Sosyal medya, insanlara kendini ifade etme imkânı sunduğu kadar; ne yazık ki denetimsizliğin, bilgi kirliliğinin ve etik erozyonun da en görünür sahnelerinden biri hâline geldi. Bugün geldiğimiz noktada, bilgi ile iddia, uzmanlık ile unvan, gerçek ile algı arasındaki çizgi giderek silikleşiyor.

Geçtiğimiz günlerde karşıma çıkan bir paylaşım, bu sorunun ne kadar derinleştiğini bir kez daha gösterdi. Yaklaşık 1200 takipçili, kendisini “fizyonomist” olarak tanıtan bir kişi; görevden alınmış bir belediye başkanının yüzündeki lekeler üzerinden “aldatma” imasında bulunuyordu. Üstelik bunu yaparken, “temporal bölgede deformasyon” gibi ifadelerle sözde bilimsel bir zemin oluşturma çabası dikkat çekiyordu.

Oysa kısa bir araştırma bile şunu açıkça ortaya koyuyor: “Fizyonomi” adı altında sunulan bu yaklaşım, bilimsel bir disiplin değil; yüz hatlarından karakter ve davranış çıkarımı yapmaya çalışan, bilimsel temeli bulunmayan bir iddia alanıdır. Buna rağmen, çeşitli “eğitimler”, sertifikalar ve unvanlar üzerinden insanlar yanıltılmakta; bireylerin zaafları, merakları ve korkuları istismar edilmektedir.

Burada asıl sorun yalnızca bir kişinin yaptığı paylaşım değil. Asıl mesele, bu tür içeriklerin bir “uzmanlık” kisvesi altında sunulabilmesi ve buna zemin hazırlayan sistemin denetimsizliğidir. Kimdir bu eğitimleri verenler? Hangi yetkinlikle bu unvanlar dağıtılmaktadır? Bu soruların cevabı çoğu zaman belirsizdir.

Daha da önemlisi, bu tür paylaşımlar yalnızca yanlış bilgi yaymakla kalmaz; aynı zamanda insan onurunu zedeler. Bir insanın yüzündeki fiziksel özellikleri üzerinden ahlaki yargılarda bulunmak, hem etik dışıdır hem de ciddi bir hak ihlalidir. Bu tür içeriklere maruz kalan bireyler, çoğu zaman sessiz kalmak zorunda bırakılır; oysa bu durumun hukuki boyutu da göz ardı edilmemelidir.

Sosyal medya kullanıcılarının da burada önemli bir sorumluluğu var. Her “uzman” etiketi taşıyan kişiye itibar etmek, her iddiayı sorgulamadan kabul etmek; bu düzenin devam etmesine katkı sağlar. Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir çağda, doğruyu yanlıştan ayırma sorumluluğu da bireyin omuzlarındadır.

Ancak mesele yalnızca bilgi değil, değer meselesidir.

İnsan, çıkarlarını öncelediği ölçüde değerlerinden uzaklaşır. Oysa toplumları ayakta tutan şey; doğruluk, saygı, empati ve adalet gibi ortak değerlerdir. Bir kesime şirin görünmek adına başka bir kesimi hedef almak, insanların mahremiyetini ve itibarını hiçe saymak; kısa vadede kazanç gibi görünse de uzun vadede toplumsal çürümeyi derinleştirir.

“Kazanmak için her şey mübah” anlayışı, bireyi de toplumu da tüketir. Oysa gerçek kazanç; insan kalabilmekte, değerlerinden taviz vermemekte ve başkalarının zaaflarını sömürmeden var olabilmektedir.

Belki de bugün kendimize sormamız gereken en temel soru şu: Takipçi sayımız mı artıyor, yoksa değerlerimiz mi eksiliyor?

Cevap, yalnızca sosyal medyanın değil; geleceğimizin de yönünü belirleyecek.

Ömer Faruk Kulluk
Latest posts by Ömer Faruk Kulluk (see all)

YORUMLAR

Bir adet yorum var

  1. Kaleminize sağlık.

    Takipçi kazanmak uğruna insan onurunun göz ardı edilmesi, dijital çağın en tehlikeli kırılmalarından biri hâline geldi. Çünkü mesele yalnızca yanlış bilgi değil; değer kaybıdır.

    Takipçi sayımız mı artıyor, yoksa değerlerimiz mi eksiliyor? sorusu, hepimizin durup düşünmesi gereken bir tokat gibi yüzümüzde patlıyor. Tebrik ederim, cesur ve çok yerinde bir yazı olmuş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Instagram'da Takip Et
Verified by MonsterInsights