On beş gün boyunca Almanya’nın belirli bir bölümünü gezme, görme ve gözlem yapma fırsatı buldum. Bu süre içinde tanıdığım ve ilk kez tanıştığım birçok gurbetçimizle sohbet ettim. Hepsine aynı soruyu sordum. Almanya’da hayat nasıl gidiyor?
Hemen hemen hepsinin ortak cümlesi şuydu:
“Almanya eski Almanya değil. Vatanımız burnumuzda tütüyor.”
Bu cümleyi farklı şehirlerde, farklı yaş gruplarından insanlardan duydum. Elbette herkesin hikâyesi farklıydı ama memleket özlemi hepsinin ortak duygusuydu.
Almanya sistemli bir ülke. İnsanların yaşam standartları genel olarak birbirine yakın. Köylerinde bile market, banka ve benzin istasyonu bulunuyor. Yemyeşil bir coğrafyaya sahip. Denizleri olmasa da nehirleri ve yapay gölleriyle doğaya önem verilmiş. Hangi şehre giderseniz gidin bir Türk’e, hatta Türkçe konuşan birine rastlama ihtimaliniz oldukça yüksek. Şehirler de köyler de temiz, düzenli ve planlı.
Fakat bizim açımızdan küçük gibi görünen bazı eksiklikler günlük hayatı zorlaştırabiliyor. Örneğin klozetlerde taharet musluğunun bulunmaması, Türk insanı için basit bir ayrıntı değil; zaman zaman temel bir ihtiyacın sıkıntıya dönüşmesine neden oluyor.
Dikkatimi çeken başka bir konu ise geri dönüşüm sistemi oldu. Boş plastik şişe ve teneke kutuları toplayan insanları sıkça gördüm. Çünkü her bir geri dönüşüm ürünü için 25 cent depozito iadesi alıyorlar. Bu nedenle çöpe atılacak birçok ambalaj ekonomik bir değere dönüşüyor.
Büyük şehirlerde dilenen insanlara da rastladım. Bunların önemli bir bölümünün göçmen olduğu söyleniyor.
Bizde alışık olduğumuz büyük oto sanayi siteleri Almanya’da yok. Küçük tamirhaneler var ancak tamir ücretleri oldukça yüksek. Yetkili servislerin fiyatları ise çok daha pahalı.
Buna karşılık ikinci el otomobil fiyatları Türkiye’ye göre oldukça düşük. Otuz beş yıldır Almanya’da yaşayan bir vatandaşımızla sohbet ettim. 2000 avroya 2009 model bir Mercedes satın almış. Kendi aracını ise motoru öldü denilerek 700 avroya bir Romanyalıya satmış. Daha sonra arızanın sadece yaklaşık 50 avroluk bir parça olduğu ortaya çıkmış. Aracı alan kişi bunu kendisine sonradan söylemiş.
Peki, bütün bunlardan sonra gelelim en çok tartışılan soruya…
Almanya bizi kıskanıyor mu?
Bunun cevabını bilmiyorum. Belki kıyaslama yapılacak alanlar vardır, belki de yoktur. Ancak şunu söyleyebilirim ki, Almanya’da insanların kullandığı otomobillerin fiyatlarıyla Türkiye’deki otomobil fiyatlarını karşılaştırınca, doğrusu ben onları kıskanmadım diyemem.
Her ülkenin güçlü ve zayıf yönleri vardır. İnsan, doğup büyüdüğü vatanın yerini hiçbir yerde dolduramıyor. Fakat başka ülkelerin iyi uygulamalarını görmek, bunlardan ders çıkarmak ve kendi ülkemiz için daha iyisini istemek de en doğal hakkımızdır.
- Keşke sınavlara değil, eğitime odaklanabilsek - 12.09.2026
- Ecel Geldi, Ne Çare… Amenna da - 29.08.2026
- Ünlülerin suçu ne? - 11.08.2026

YORUMLAR