Roma’nın Mirası, Günümüzün Çöplüğü: Seferihisar Karakoç Kaplıcaları’nın içler acısı hali
Seferihisar denildiğinde hepimizin aklına o masmavi sular, sakin sokaklar ve deniz turizmi gelir. Ancak toprağın altında yatan, belki de denizden çok daha kıymetli olan asıl hazineyi yıllardır göz ardı ediyoruz: Binlerce yıllık şifalı termal sular. Seferihisar’ın 17 kilometre güneydoğusunda, Kavaklıdere köyü yakınlarında yer alan Karakoç Kaplıcaları, maalesef bu ilgisizliğin ve vefasızlığın en canlı örneği olarak karşımızda duruyor.
Ana yoldaki o devasa, dikkat çekici “Karakoç Kaplıcaları” tabelalarını görüp de şifa bulmak için yola çıkarsanız, bozuk yollarda, çukur ve çamur içinde kaybolmanız işten bile değil. Yönlendirmelerin yetersizliği nedeniyle defalarca kaybolup nihayet hedefe ulaştığınızda ise, sizi 2000 yıllık o görkemli Roma dönemi izlerinden ziyade büyük bir hayal kırıklığı karşılıyor. Tesis adı altında derme çatma, adeta “varoş” diyebileceğimiz iki baraka, etrafa insafsızca saçılmış plastik çöpler ve hijyenden tamamen uzak, kaderine terk edilmiş bir manzara var. Üstelik bu doğa harikası alanda yüzen bazı duyarsız ziyaretçilerin fosfatlı sabun, şampuan ve peeling ürünleri kullanması yüzünden sular yosun bağlamış, o eşsiz ekosistem geri dönülemez bir zararın eşiğine gelmiş durumda.
Bu içler acısı tabloyu, ülkemizin önde gelen termal merkezleriyle kıyasladığımızda vizyonsuzluk daha da netleşiyor. Samsun Havza veya Bursa İnegöl’deki Oylat kaplıcalarına gidenler bilir; oralarda Karakoç’taki gibi abartılı, devasa yön tabelaları her köşe başında yer almaz. Fakat o bölgeler beş yıldızlı otelleriyle, gelişmiş tesisleriyle ve son yıllarda yapılan turizm yatırımlarıyla sağlık turizminin parlayan yıldızlarıdır. Karakoç’un ana yoldaki o ihtişamlı tabelasını görüp de Havza veya İnegöl standartlarında bir tesis bekleyen ziyaretçiler, ne yazık ki sadece derme çatma iki barakayla yüzleşmek zorunda kalıyor. Üstelik Karakoç’un suyu, Havza ve İnegöl sularındaki o yoğun kükürt kokusuna sahip olmamasıyla içimi ve kullanımı çok daha ferah bir alternatif sunarken, bu müthiş doğal potansiyel adeta çöplerin arasında heba ediliyor.
Peki, bırakın yerli halkı, yabancı turistlerin, hatta Rus ve Avrupalı gezginlerin bile onca yolu aşıp geldiği bu bakımsız yere insanlar neden akın ediyor? Çünkü su gerçekten bir mucize. Kaynaktan tam 64 derece sıcaklıkla fışkıran, meteorik kökenli bu eşsiz su; bol miktarda sodyum, klorür, karbondioksit ve bikarbonat içeriyor. Doğal sıcaklığı ideal seviyelere düşürülerek girilebilen bu termal sular; felçli hastalara, kronik kas ve eklem ağrısı çekenlere, ortopedik ameliyat sonrası sekeller yaşayanlara ve kireçlenme sorunu olanlara doğrudan derman oluyor. Hatta kan dolaşımını hızlandırıp cilt hastalıklarını iyileştirdiği gibi, içme kürü olarak tüketildiğinde mide ve bağırsak rahatsızlıklarına da ciddi anlamda şifa dağıtıyor.
Aslında Karakoç Kaplıcaları, aynı vadi içinde sadece 5 kilometre arayla iki ayrı noktadan yeryüzüne çıkıyor. Biri Doğanbey yolu üzerinde iki havuzlu ve ücretsiz, diğeri ise Ürkmez Kavaklıdere yolunda, Roma dönemi hamam kalıntılarının gölgesinde dört havuzuyla asırlardır varlığını sürdürüyor. Tüm bu doğal ve tarihi potansiyele rağmen bölgenin bu kadar sahipsiz bırakılması, hiçbir güvenlik veya bekçi hizmetinin olmaması akıl alır gibi değil. Oysa doğayı bozmadan yapılacak basit bir çevre düzenlemesi, temiz tuvaletler, hijyenik soyunma kabinleri ve küçük bir kafeterya ile burası sağlık turizminin incisi olabilir.
İşte tam bu noktada vizyoner yatırımcılara ve onlara yol açacak olan devlete büyük iş düşüyor. Şayet bu şifalı sular yetkili makamlarca resmi düzeyde onaylanır ve sağlık turizmine uygunluğu tescillenirse, bölgeye ciddi yatırımcılar çekilebilir. Doğal dokuya zarar vermeyecek estetik ve doğa dostu projelerle bu Roma mirasını ayağa kaldırmak hayal değil. Seferihisar’da deniz turizmiyle kaplıca turizmini birleştirmek gibi mükemmel bir kombinasyon yaratma fırsatı varken, bu Allah lütfu kaynağın kaderine terk edilmesi affedilemez. Buradan yetkililere ve yatırımcılara açıkça sesleniyoruz: Ya o ihtişamlı tabelaları söküp bu ayıbı gözlerden gizleyin, ya da o tabelanın hakkını vererek, vizyoner projelerle Karakoç Kaplıcaları’nı hak ettiği o hijyenik, güvenli ve turizme yakışır değere artık kavuşturun!
- Seferihisar’da Adalet, İnsan ve Şehir - 20.06.2026
- Seferihisar’ın “Sakin” Çığlığı: 700 Sporcu Gencin Çıkmaz Sokağı - 08.06.2026
- Seferihisar Karakoç Kaplıcaları’nın içler acısı hali - 11.05.2026

YORUMLAR