Geçtiğimiz hafta sonu eşim ve oğlumla birlikte doğup büyüdüğüm topraklara gittik. Haziranda 83 yaşını bitirecek babamı ve yine haziranda 79 yaşını bitirecek annemi ziyaret etmek için…
Ramazanın üç iftarını orada geçirmenin huzurunu ve mutluluğunu yaşadık hep beraber.
Bu ziyaretin bir başka yanı da çocukluk arkadaşlarımla görüşme imkânı bulmam oldu. Tevafuk bu ya, Bursa’ da kulak burun boğaz uzmanı olarak görev yapan doktor arkadaşım da sılayı rahme gelmişti. Onunla da hasret giderme fırsatı bulduk. Yarım asırlık dostlukların bir çayla tazelendiğini görmek güzel.
Ama içimi burkan iki durum oldu.
Birincisi, bir çocukluk arkadaşımın oğlunun ağustosta düğünü olmuştu. Bütün şartları zorlayıp o düğüne katılmalıydım. Katılamadım. Çeşitli sebepler vardı ama mazeret, kırgınlığı ortadan kaldırmıyor. Arkadaşım tavırlı, hatta dargın. İnsan değer verdiğine darılır, kırılır. Ben de özür diledim, telafi imkânı istedim. Instagram’dan yazdım; “İlçeme geldiğimde bir çay içmeye gelmek istiyoruz” dedim. İnsan değer verdiğinden özür diler. Cevap gelmedi. Ortak bir arkadaşın beni suçlaması da canımı sıktı. “Haklısın” dedim, çünkü bir yönüyle haklı. Ama 50 yıllık arkadaşlık bir düğünle silinir mi? Sileyim mi, silsin mi? Bu düşünce beni gerçekten sarstı.
İkinci sarsıntıyı ise memleketimin cumartesi pazarında yaşadım. Bir başka çocukluk arkadaşımla karşılaştım. “Çocuklar ne yapıyor?” dedim. Yüzündeki buruşuk ifade her şeyi anlatıyordu. “İkisi de dört yıllık üniversite mezunu, örgün eğitim. Dışarıda okuttuk. Polis olmak istediler olmadı, asker olmak istediler olmadı. Biri bir markette çalışıyor, diğeri organize sanayide işçi. Asgari ücret.” Yaşları otuzun üzerinde. “Evlenmek istemiyorlar. ‘Baba, bu parayla nasıl ev geçindiririz?’ diyorlar” dedi.
Eve döndüğümde moralim bozuktu. Eşim “Neden?” diye sordu. Bunları anlattım. “Çocuklar haklı” dedi. “Boşanacaklarsa neden evlensinler? Evlilik para olmadan yürümüyor.”
Bir arkadaşımın, zamanın bol mekânın dar olduğu bir ortamda söylediği bir söz aklıma geldi: “Para aşkın gübresidir.” O zaman kulağıma sert gelmişti. Şimdi daha gerçekçi geliyor. Para, hem aşkın hem evliliğin sürdürülebilirliğinin gübresi . Olmayınca duygular yetmiyor.
Youtube de @Hayatpusulam.com’da arkadaşım Ercan Çoban bu konuyu işleyen bir video paylaşınca, ben de bunları yazma ihtiyacı hissettim. Ne diyelim? Gençleri bu duruma getiren şartlar utansın. “Evlenin” demek kolay. Ama gençler artık evlenmiyor; çünkü onlar matematik biliyor.
Bizim kuşak hayalle evlendi, onlar hesapla yaşıyor.
Belki de asıl mesele burada.
Sağlıcakla kalın.
- Keşke sınavlara değil, eğitime odaklanabilsek - 12.09.2026
- Ecel Geldi, Ne Çare… Amenna da - 29.08.2026
- Ünlülerin suçu ne? - 11.08.2026

YORUMLAR