Geçen hafta en çok dikkatimi çeken haber, Gaziantep’ten alınan altınları taşıyan kuyumcuların Mardin–Midyat karayolunda gasbedilmesiydi.
Dedim ki kendi kendime:
“Yine klasik… sabıkalı hırsızlar, karanlık yol, film gibi soygun…”
Ama asıl film, hırsızlar yakalanınca başladı.
Çünkü hırsızlar öyle sıradan suç makineleri falan değilmiş…
Bildiğin jandarma uzman çavuş çıkmış!
Yani vatandaş yolda gasp ediliyor, sonra öğreniyor ki gasp eden kişi zaten “güvenlik güçleri.”
E biz şimdi kimi arayacağız?
“Jandarmayı ara!” desek…
E zaten jandarma yapmış!
Demek ki artık suç dünyası da gelişti.
Eskiden hırsızın sabıkası olurdu, şimdi sicili devlet memuru.
Jandarma personeli de hırsızlık yaparsa vay halimize…
Altını eve koysan risk, bankaya koysan masraf, yola çıkarsan uzman çavuş çıkıyor!
Ama şuna da şükür…
Hırsızı yakalayan yine bir jandarma olmuş.
Yani memlekette düzen bozulmamış:
Jandarma çaldı…
Jandarma yakaladı…
Şuna şükür jandarmayı yakalayan yine bir jandarma!
Yoksa biz bu ülkede kimi kime şikâyet edecektik?
- Keşke sınavlara değil, eğitime odaklanabilsek - 12.09.2026
- Ecel Geldi, Ne Çare… Amenna da - 29.08.2026
- Ünlülerin suçu ne? - 11.08.2026

YORUMLAR