Meclis’te gözler ve ağızlar bantlı, WhatsApp gruplarında isimler buharlaşmış! Siyasetimiz öyle devasa bir gelişim kaydetti ki, artık sorunları çözmek gibi zahmetli işlerle kimse vakit kaybetmiyor; bunun yerine “görüntü yönetimi” sanatında çığır açılıyor. Görmek istemiyorsan bantla, partide bulunmasını istemiyorsan “gruptan çıkar” tuşuna bas, konuyu kapat! Muazzam bir pratiklik!
Geçtiğimiz günlerde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Halk TV’ye kayyım atanmasını protesto eden muhalefet milletvekillerinin gözlerini ve ağızlarını siyah bantlarla kapatması, Türk siyaset tiyatrosunun son şaheseriydi.
Milletin iradesini temsil eden vekili normalde ne yaparken görürdük? Görecek, konuşacak, soru soracak, iktidarı terletecekti. Ama bizimkiler, “Konuşmak ne kelime, en iyisi hiç ses çıkarmamak” diyerek kendilerini susturmanın patenti alınmamış yöntemini buldu. İnsan sormadan edemiyor: Sayın vekiller, millet sizi Meclis’te pandomim yapın diye mi seçti, yoksa gördüklerinizi haykırın, duyulmayanları duyurun diye mi?
Vekille vatandaş arasında geçtiğini hayal edin bu absürt diyaloğu.
— Vekil bey, gözünüz neden bantlı?
— Görülmeyenlere dikkat çekiyoruz efendim!
— Peki, ağzınız niye mühürlü?
— Duyulmayanlara dikkat çekiyoruz!
— İyi de güzel kardeşim, gözünü açıp gördüğünü anlatsan, ağzını açıp bülbül gibi şakısa…
Vekil cevap vermeye yeltenecek ama bant izin vermiyor; öylece bakışıyorlar! Elbette protesto başım gözüm üstüne ama elinde kürsü, soru önergesi ve koca bir denetim yetkisi olan muhalefetin kendi sesini kendi elleriyle kısmak için sıraya girmesi ancak bizim politik komedyalarımıza yakışır. Bantların arkasından mırıldanırken asıl fon tartışmaları koca bir “hiç” olarak araya kaynayıp gidiyor; e ne anlamı kaldı bu pandomimin?
Gelelim tablonun diğer şaheserine… İktidar kanadında ise durum çok daha pratik, adeta bir “hukuk ve ahlak temizliği” operasyonu!
Fon tartışmalarının hemen ardından eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Kaya’nın parti yöneticilerinin bulunduğu WhatsApp gruplarından çıkarıldığı ve adının resmî internet sitesindeki kayıtlardan “kazındığı” haberleri ortalığa saçıldı. Buradaki ince mantık müthiş. Kişiyi WhatsApp grubundan şutla, adını resmî sitelerden uçur; böylece “Bakın, artık bizim partiyle hiçbir alakası yok, dolayısıyla bizim grupta da parti içinde de suçlu barınmaz!” mesajını ver!
Yani mesele şu. Sorunu çözmekle kim uğraşacak? Adamı gruptan atarsın, “Artık aramızda değil.” dersen, otomatiğe bağlanan bir içtihatla tüm suç ve sorumluluk da buharlaşıverir! Gruptan çıkarınca mesele de parti defterinden siliniyor zannediyorlar.
Siyasetin yeni nesil “Kullanım Kılavuzu” tam olarak şöyle şekilleniyor şu halde…
Göz zevkinizi bozan biri mi var? Bantlayın, görmezden gelin!
Konuşması zorunuza mı gidiyor? Susturun, kendi kendinize yankı odası kurun!
Başınızı ağrıtan, başını belaya sokan biri mi çıktı? “Gruptan çıkar” tuşuna basın, resmî siteden adını silip “Zaten bizimle bağı kalmadı, suç ve suçlu bizde yok.” deyin!
Sorular bitmiyor mu? Teknik servise başvurun, sistemi resetleyin!
İşin trajikomik zirvesi de burada zaten. Biri konuşmamakla sesini duyuracağını zannediyor, diğeri adamı dijital olarak hayatından silip “Arınma gecesi” yaşadığını sanıyor. Biri muhalefetin pandomim gösterisi, diğeri iktidarın “İlişiği kesilmiştir, dolayısıyla suçumuz yoktur.” savunma mekanizması…
Ortada ne zaman bir skandal patlasa, cevap vermek yerine “O zaten bizden değil, WhatsApp gruplarımızdan da attık” diyerek topu taca atan bu mekanizma, artık siyasetin asıl özeti haline geldi. Soru dağ gibi büyüyor ama beyinler hâlâ “İsmini silersek hafızalar da silinir.” konforunda yüzüyor.
İşte bütün mesele bu! Muhalefet sesini duyurmak için fal taşı gibi açılmış gözleriyle ağzını bantlamaktan vazgeçecek; iktidar da WhatsApp gruplarından adam silerek ve “Bizimle bağı kalmadı, temiziz.” diyerek sorumluluktan yırtabileceğini sanma düşüncesinden sıyrılacak.
Çünkü Meclis tiyatro sahnesi, milletvekilleri de sessiz sinema oyuncusu değildir. WhatsApp grupları da memleketin günah çıkarma seansı ya da dijital aklanma odası olamaz. Siyasetin yegâne gayesi sahne tasarımı yapmak veya ekrandan isim silip “Bizde suçlu yok!” masalı anlatmak değil, bu milletin fon krizleri dahil bütün krizlerini çözmektir.
Nasıl olsa yarın sandık gelecek. Bugün o bantları takıp gezen vekil de, bugün “Gruptan çıkardık, bizimle bağı yok!” diyerek sorumluluğu üzerlerinden atacağını sananlar da o sandığın önüne gelecek.
Şimdi hayal edin; o gün vatandaş kalkıp da “Durun bakalım, bir dakika, sıra bende, önce ben konuşacağım!” derse ne yapacaksınız? Vatandaşın da ağzına siyah bant mı çekeceksiniz, yoksa onu da “Seçmen listesinden sildik, artık bizimle bağı yok” diye dijital evrene mi fırlatacaksınız?
Yok öyle yağma! Çünkü bu millet ne sizin parti grubunuzun onay bekleyen abonesidir ne de işinize gelmeyince “gruptan çıkar” tuşuyla ortadan kaldırabileceğiniz bir veri tabanı satırıdır. O, sandık başında hesap soran asıl iradedir.
Sayın siyasetçiler; çıkarın o bantları, parmağınızı da “gruptan çıkar” tuşundan çekin! Muhalefet işe yarar argümanlarla konuşsun; iktidar da insanları dijital olarak silip aklanmaya çalışmak yerine çıkıp mertçe cevap versin. Çünkü ne ağızdaki bantlar soruları yok edebilir ne de WhatsApp’tan silinen isimler geçmişteki hesapları silebilir. Siyasetçinin gerçek karnesi ekranda değil, vatandaşın hafızasında yazılır; oradan da hiçbir sil tuşuyla kaldırılamaz!
Vesselam…
- Üslup, Gerçeğin Dil Perdesi mi? - 26.10.2026
- Gücün Karşısında Hakikat: Bir Sultan, Bir Âlim, Bir Sınav - 24.10.2026
- Sınırları Aşan Fon Vurgunu ve Hukuk Sınavı - 19.10.2026

YORUMLAR