Seferihisar’ın “Sakin” Çığlığı: 700 Sporcu Gencin Çıkmaz Sokağı
Seferihisar, Türkiye’nin ilk “Sakin Şehir” (Cittaslow) unvanını göğsünde bir madalya gibi taşıyan, huzurun ve turuncu gün batımlarının adresi olarak pazarlanan parıltılı bir vitrin.
Ancak bu vitrinin arkasında, Dokuz Eylül Üniversitesi Necat Hepkon Spor Bilimleri Fakültesi’nin 700 öğrencisi için hayat, bu “sakinlik” imajıyla taban tabana zıt bir kaosun içine hapsolmuş durumda. Bir tatil beldesi masalına davet edilen bu gençler, aslında eğitimde fırsat eşitliği kavramının can çekiştiği bir mahrumiyet bölgesine düşmüşlerdir. Yaşananlar, yeni açılmış bir kampüsün “alışma süreci” sancıları değil; geleceğin antrenörlerini, milli sporcularını ve akademisyenlerini göz göre göre sistem dışına iten derin bir ihmal hikayesidir. Bu manzara, vitrindeki huzurun arkasında gizlenen o sert gerçeği —barınma krizini— her sabah öğrencilerin yüzüne bir tokat gibi çarpmaktadır.
Rakamlar yalan söylemez ama bazen adaletsizliğin en somut kanıtı olurlar. 700 öğrencilik bir fakülteye reva görülen devlet yurdu çözümü, eski bir müftülük binasından bozma, sadece 25 kişilik bir kapasiteden ibaret. Bu bir barınma planlaması değil; 700 genç arasından seçilecek 25 “şanslı” öğrenci için kurulan trajik bir loto çekilişidir. Geriye kalan yüzlerce öğrenci, Seferihisar’ın turistik kira bedelleriyle baş başa bırakılarak adeta kaderine terk edilmiştir. İzmir merkezinden yollara düşen öğrencilerin otobüs koltuklarında geçen ömrü, sadece bir ulaşım sorunu değil, o gençlerin hayatından ve akademik geleceğinden çalınan bir “zaman hırsızlığıdır.” Yol yorgunluğuyla dersine giren, akademik başarısı baltalanan bu gençlerin, asıl uzmanlık alanları olan spor sahalarında karşılaştıkları “yokluklar” ise sorunun boyutunu daha da büyütmektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi’nin Buca Tınaztepe kampüsü modern tesislerle parıldarken, Seferihisar kampüsü adeta bir “üvey evlat” muamelesi görmeye devam ediyor. Bir spor fakültesi düşünün ki, içinde antrenman yapacak bir futbol sahası bile yok! Öğrenciler, branş derslerini görebilmek için çevre ilçelerin sahalarında “yama usulü” yer bulmaya çalışıyor. Mevcut imkanlar ise sadece bir kapalı salon, bir havuz ve sportif kriterleri hiçbir şekilde taşımayan “oda” şeklindeki alanlardan ibaret. Profesyonel kulüp ve saha yokluğu nedeniyle kariyerini daha başlamadan noktalamak zorunda kalan sporcu gençlerin çığlığı, dekanlık koridorlarında yankılanıp kayboluyor. Teknik yetersizliklerin yarattığı bu vazgeçilmişlik hissi, sporcu için en temel ihtiyaç olan “beslenme” meselesindeki ihmalkarlıkla birleşince tablo tamamen kararıyor.
Sporcu için beslenme bir lüks değil, biyolojik bir zorunluluktur. Ancak Seferihisar kampüsünde ter döken, yüksek efor sarf eden bu gençlerin temel ihtiyaçları, koltuğunda huzurla oturan yetkililerce adeta görmezden geliniyor. Sabah kahvaltısı dışında sıcak yemek sunulmayan bir düzende, geleceğin antrenörlerini yetiştirdiğimizi iddia etmek, en hafif tabiriyle vicdanları yaralayan bir samimiyetsizliktir. Boş mideyle sahaya çıkan, beslenemediği için kasları eriyen bir sporcu, üniversitesini veya ülkesini nasıl temsil edebilir? Bu tablo, sadece fiziksel bir eksiklik değil, yönetimin öğrencisine bakış açısını gösteren bir yönetim zafiyetidir. Fiziksel imkansızlıklar bir şekilde çözülür ancak sorunun çözümünü asıl düğümleyen, kişisel ve siyasi duvarların yarattığı o aşılmaz atalettir.
Sorunlar yumağı her geçen gün büyürken, çözüm makamları sorumluluğu birbirine atarak zaman kazanma peşinde koşuyor. Fakülteye adını veren hayırsever iş insanı Necat Hepkon’un eksiklikler karşısında “Ben yapacağımı yaptım” diyerek kapıları kapatması, çözüm bekleyen öğrenciler için aşılması imkansız bir duvara dönüşmüş durumda. Siyasiler “takipçisiyiz” diyerek oyalama taktiği güderken, iş dünyasının derin sessizliği ve dekanlığın pasif tutumu bu çözümsüzlük sarmalını körüklüyor. Yerel yönetimin topu taca atmasıyla birlikte, 700 gencin istikbali bürokratik koridorlarda kurban ediliyor. Bu sağırlık, sorunun artık teknik bir yetersizlik değil, açık bir irade eksikliği olduğunu kanıtlıyor. Tüm bu aktörlerin yarattığı sessizliğin ortasında, öğrencilerin artık tek ve radikal bir talebi var.
Gelinen noktada Seferihisar kampüsü, bir eğitim yuvası olmaktan çıkıp bir mahrumiyet bölgesine dönüşmüştür. Öğrencilerin “Okul merkez yerleşkeye, Tınaztepe’ye taşınsın” feryadı bir şımarıklık değil, temel insani hakların arandığı bir hayatta kalma refleksidir. Barınamayan, beslenemeyen ve antrenman yapacak sahası olmayan bir spor fakültesinin, hâlâ “sakin şehir” imajına kurban edilmesi kabul edilemez bir adaletsizliktir. Gençlerin “yaşayamıyoruz” çığlığına kulak tıkayıp kapıları kapalı tutmak, 700 evladımızın geleceğine kilit vurmaktır. Unutulmamalıdır ki; bir kentin huzuru, o kentin gençlerinin sessiz feryatları üzerine inşa edilemez. Bu adaletsizlik karşısında sessiz kalan herkes, bu “sakin” kasabada yükselen gürültülü çığlığın vebali altında kalacaktır.
- Seferihisar’ın “Sakin” Çığlığı: 700 Sporcu Gencin Çıkmaz Sokağı - 08.06.2026
- Seferihisar Karakoç Kaplıcaları’nın içler acısı hali - 11.05.2026
- Pazarın filesi, marketin rafı ve esnafın çıkmazı - 22.02.2026
-
Siyaset meydanında absürt bir tiyatro: Şahit mezarda, Eurolar nerede?
-
Böyle baba mı olur?
-
Seferihisar’ın “Sakin” Çığlığı: 700 Sporcu Gencin Çıkmaz Sokağı
-
Seferihisar’da çocuklar için eğlenceli ve eğitici yaz dönemi başlıyor
-
Seferihisar’da 700 öğrenci haykırdı: Ne yurt var, ne tesis var!
-
Hoşça bak zâtına… Âfak ve enfüs derinliğinde secde çıkışı
YORUM BIRAK
YORUMLAR
HABER LİSTESİ
-
01
Siyaset meydanında absürt bir tiyatro: Şahit mezarda, Eurolar nerede?Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in seçim sürecindeki rüşvet ve 950 bin Euro’luk para trafiği iddiaları, absürt açıklamalar ve ironik siyasi manevralar üzerinden analiz ediliyor. -
02
Böyle baba mı olur?Ankara’da bir babanın 3 yaşındaki çocuğunu bıçakla camdan sarkıtmasıyla gelişen trajik olay ekseninde, çocukluk travmaları, aile içi şiddet ve toplumsal ruh sağlığının önemi psikolojik bir perspektifle ele alınıyor. -
03
Seferihisar’ın “Sakin” Çığlığı: 700 Sporcu Gencin Çıkmaz SokağıDokuz Eylül Üniversitesi Necat Hepkon Spor Bilimleri Fakültesi’nde eğitim gören 700 öğrenci; Seferihisar’da barınma, antrenman sahası yokluğu ve beslenme yetersizlikleri gibi derin altyapı sorunlarıyla mücadele ediyor. Eski bir müftülük binasından dönüştürülen 25 kişilik yurt kapasitesi yetersiz kalırken, sahası olmayan okulun öğrencileri çevre ilçelerde antrenman yeri arıyor. Sorumluluk makamlarının sessizliği karşısında mağdur olan gençler, fakültenin Buca Tınaztepe merkez yerleşkesine taşınmasını talep ediyor. -
04
Seferihisar’da çocuklar için eğlenceli ve eğitici yaz dönemi başlıyorSeferihisar Çocuk Belediyesi bünyesinde gerçekleştirilecek olan 9 haftalık yaz kursları ve LGS hazırlık kampları için kayıtlar 8-19 Haziran tarihleri arasında alınacak. -
05
Seferihisar’da 700 öğrenci haykırdı: Ne yurt var, ne tesis var!İzmir Seferihisar’da bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Necat Hepkon Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri; ilçedeki yurt eksikliği, yetersiz kampüs tesisleri, beslenme sorunları ve ulaşım zorlukları nedeniyle mağduriyet yaşıyor. Yaklaşık 700 öğrenci, eşit eğitim hakkı adına okulun merkez yerleşkeye taşınmasını talep ederek sosyal medyada kampanya başlattı.






