Son okey
İnsanlar toplu yaşamak ve birbirlerini tamamlamak zorundadırlar, zira hayat bu şekilde çekilir hale gelir. İnsan her işe ve her duruma kendisi yetişemez. Çünkü insan, yaratıcısı tarafından bu şekilde birbirine ihtiyaçlı olarak yaratılmıştır. Birbirine muhtaç olan insanlar, birbiri ile olan muamelelerinde, ilahi ya da beşeri kanun ve nizamlarla bir düzene uymak zorundadırlar ki birbirlerinin hakkı, hukuku, hak sınırları belli olsun. Toplumda herkes herkesi sevmek zorunda değildir, ama herkes kendinin dışındaki insanların haklarını gözetmek, onların haklarına, saygı duymasa bile, riayet etmek mecburiyetindedir. Sevmediğini dışlamak, onun maddi manevi haklarını gasp etmek, onun haklarına tecavüz etmek, ona karşı kanunsuz, hukuksuz davranmak insaniyeten ve de kanunen suç teşkil etmektedir. Muhtelif rencide edici sözlerle tahkir etmek, tekfir derecesinde tezyif etmek ve de bunu hayat felsefesi haline getirmek, insanın dünyasını ve ahiretini sıkıntıya sokar. Şöyle ki; hadis diye rivayet edilen bir sözde, “Nasıl yaşarsanız öyle ölür ve nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.” denmektedir. Bir insanın hayat tarzı, onun şuuraltını oluşturur. Bu sebeple, o insanın bütün hayatında, ölümü esnâsında ve kabirde Münker ve Nekir’e cevap verirken hep o şuuraltının izleri tezâhür eder.
“Nasıl yaşarsanız öyle ölür ve nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz…”
*
Bediüzzaman Hazretleri “Sarf ve Nahiv ilmini okuyan bir medrese talebesinin vefat edip, kabirde Münker ve Nekir’in, ‘Men Rabbüke / Senin Rabbin kimdir?’ suallerine karşı, kendini medresede zannedip Nahiv ilmi ile cevap vererek, ‘(Men) mübtedadır. (Rabbüke) onun haberidir; müşkül bir meseleyi benden sorunuz, bu kolaydır.’ diyerek, hem o melaikeleri, hem hazır ruhları, hem o vakıayı müşahede eden orada bulunan bir keşf-el kubur velisini güldürdü ve rahmet-i İlahiyeyi tebessüme getirdi; azaptan kurtuldu.” diyor.
*
Yerlerde kar, havada soğuk… Gündüz güneş olsa da akşamları ayaz… 1992 yılının kışı henüz çıkmamıştı. Erzincan’da zaman, kameri aylardan Ramazan’ı göstermekte… Bugünlerdeki gibi… Ramazanın mübarekliği yanında Rabbin “Kahhar ve Cebbar” sıfatları gibi hikmetini kendisinin bildiği halleri de bu ayın içinde gösterebiliyor. Günler kısa olsa da iftar zamanı madden ve manen çok farklı. Acıkmasanız da iftar vakti farklı bir lezzet ve farklı bir heyecan. Yemekler yenmiş, çaylar kahveler içilmiş, teravihe çağıran mukaddes ezan kulaklarda, gönüllerde. Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz der atalarımız. Onlar da kendi hayat tarzlarına uygun mekânlar seçerler, özgür iradeleriyle. Ama hayat, sürprizlerle dolu bir imtihan meydanı. Kim, nerede, ne zaman, nasıl?.. Allah kimseyi zorlamaz bu tercihlerinde… Dileyen dilediğinde… O Rezzak-ı Kerim, rızık vermeye de devam eder, kesmez onun rızkını bana biat etmedi, itaat etmedi, ibadet etmiyor diye. Ama hepsi imtihandır, herkes imtihan olmaktadır. Sünnet, farz son sünnet derken teravihe başlanır… Camilerde ve dışarıda, hayat ve imtihan devam etmektedir. Sahibinden aldığı emirle arz, lerzeye gelir, titrer, titrer, titrer… Sarsılır üzerindeki sakinler de sarsılır, sarsılır… Hayat ve imtihan devam etmektedir… Dayanamayan yıkılır, dayanabilen ya da verilen mühleti bitmeyenler ayakta kalır. Evet, dayanamayan yıkılır, dayanabilen ya da verilen mühleti bitmeyenler ise ayakta kalır. Binalar… İnsanlar… Canlar… Siren sesleri, gecenin karanlığını yaran, yırtan çığlıklar… Toz, duman… Feryad-ı figan… Hayat ve imtihan devam etmektedir. Zelzele, Rabbinin verdiği görevi yerine getirmiş ve mekânına çekilmiştir. O gittikten sonra ortalık ana baba günü… Herkes bir yerlere koşuyor, birilerini arıyor, birilerine bir şeyler soruyor… Hep Allah ve yolunu, rızasını ararız, sorarız, buluruz inşallah. Bu bir dilek. Meyelan olursa, Rabbimizin rızasına da muvafık olursa yaratır Yüce Yaradan. Meyelan, niyet… O akşam camidekinin, namazdakinin kalbi ve niyeti bilinmemekle birlikte yer, mekân doğrudur. Şeriat zahire göre hükmeder, bu bir kaidedir. Herkes camide, namazda değildir. Hayat ve imtihan devam eder… Parkta dolaşan, fabrikada çalışan, evinde istirahatte olan, hastanelerde iyileşmeyi bekleyen, kahvede okey oynayan vs… Şu acı… O sırada, emri Hakk vaki olduğunda, büyük buluşma gerçekleştiğinde, okey masasında bulunmak… Zelzelenin tesiriyle secdeye kapanan betonlar altında kalmak… Bir taş, bir zar, bir kahkaha… Derken… Istaka, zar ve taşlarla birlikte ezilmek… Bütün aramalara rağmen bulunamayan Abdullah, her zaman severek gittiği yerdedir yine… Son Okey Salonu… Ama gözler onu göremez, bağrışmaları da o duyamaz… Enkaz altındadır Abdullah… Günler sonra enkaz kaldırılırken beton yığınlarının içinden çıkarılır. Son okeyi atmadan büyük buluşma gerçekleşmiştir… Abdullah’ın son okeyi yarım kalır…
Son okey!
Alnında okey taşıyla Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın huzuruna varmak… Acı… Çok acı… Ama “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle haşr olursunuz.” Hayat ve imtihan devam etmekte… Bugünü düşünürken yarın gözden çıkarılmamalı… Yarın bugünden dehşetli. Çünkü yarın hesap günü. Hesaplaşma günü… Büyük buluşma…
*
Temennimiz; Rabbim bizi, son nefeste, “… Partisi”, “… futbol takımı”, “tapu, arsa, arazi, araba” vs diye diye değil, ama sohbeti canandayken, Hakk rızasına kavuşma arzusuyla koşarken, bizden razıyken, zalim ya da zulme destek veren olarak değil masum ve mazlum olarak, rızana uygun hayat yaşattıktan sonra, kelime-i şehadeti getire getire huzuruna al, emanetini öyle kabzet.
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle haşr olursunuz.”
Hayat ve imtihan…
Vesselam…
-
Hoşça bak zâtına… Âfak ve enfüs derinliğinde secde çıkışı
-
Sahillerde ticari işgal kuşatması: Sığacık Akkum plajı alarm veriyor
-
Başkan Serdar Kısaağa: Eğitime yapılan yatırım geleceğe yatırımdır
-
Ürkmez’de çocuklar için sanat, spor ve eğlence dolu bir yaz başlıyor
-
Son düzlükte panik değil, doğru strateji kazandırır
-
Bayram geliyor…
YORUM BIRAK
YORUMLAR
HABER LİSTESİ
-
01
Hoşça bak zâtına… Âfak ve enfüs derinliğinde secde çıkışıModern çağın getirdiği manevi kayıtsızlık ve apateizm akımına karşı, kâinat nizamını fen bilimleri ışığında okuyarak vicdan ve aklı secde derinliğinde buluşturan bir manifesto. -
02
Sahillerde ticari işgal kuşatması: Sığacık Akkum plajı alarm veriyorSeferihisar Sığacık Akkum Halk Plajı’nda ticari işletmelerin sahil şeridini şezlonglarla işgal etmesi vatandaşların büyük tepkisine yol açarken, Kıyı Kanunu sahillerin halka ait olduğunu söylüyor. -
03
Başkan Serdar Kısaağa: Eğitime yapılan yatırım geleceğe yatırımdırAK Parti Seferihisar İlçe Başkanı Serdar Kısaağa, Seferihisar Halk Eğitimi Merkezi ve Akşam Sanat Okulu’nun faaliyetlerine tam destek verdiklerini belirterek kurumun ilçenin sosyal dokusuna büyük değer kattığını söyledi. -
04
Ürkmez’de çocuklar için sanat, spor ve eğlence dolu bir yaz başlıyorÜrkmez Kültür Sanat ve Spor Merkezi’nde çocuklar için hazırlanan 18 farklı branştaki yaz kursu kayıtları 8 Haziran’da başlıyor. Sanat, spor ve kişisel gelişim atölyelerini içeren kurslar 6 Temmuz’da kapılarını açacak. -
05
Son düzlükte panik değil, doğru strateji kazandırırLGS ve YKS öncesi son düzlükte panik yapmak yerine doğru stratejileri uygulamak kazandırır. Eğitim-Yazar Psikolog Ömer Faruk Kulluk’tan öğrencilere hayat kurtaran 7 hap öneri.






