NEW YORK – Orta Doğu’da bölgesel çatışmaların birinci ayı geride kalırken, ABD yönetimi ve İran arasındaki siyasi gerilim askeri saha verileriyle yeniden harmanlanıyor. Orta Doğu Enstitüsü eski Başkanı Dr. Paul Salem ve uzmanlar, bölgedeki son durumu, yaklaşan arabuluculuk görüşmelerini ve tarafların olası bir çıkış stratejisini değerlendirdi.
TRUMP YÖNETİMİ İRAN’IN DİRENCİNE KARŞI STRATEJİ ARIYOR
Askeri analistler, ABD güçlerinin Körfez ve Hürmüz Boğazı hattındaki İran hareketliliğine hazırlıklı olduğunu ancak Beyaz Saray’ın Tahran’ın kararlılığı karşısında şaşkınlık yaşadığını ifade ediyor. Dr. Paul Salem, Başkan Trump’ın İran’ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri üzerindeki etkisi ve Hürmüz Boğazı’ndaki sert tutumu karşısında siyasi bir çıkış aradığını belirtti. Trump’ın önündeki seçeneklerin ek askeri güç sevkiyatı ile diplomatik müzakereler arasında gidip geldiği kaydedildi.
ASKERİ ÜSTÜNLÜK VE İÇ KAYIPLARIN DENGESİ
ABD ve İsrail’in hava üstünlüğü sayesinde İran içerisinde binlerce hedefi vurma kapasitesine sahip olduğu gerçeği, Tahran’ın karar alma mekanizmalarını doğrudan etkiliyor. Ancak İran’ın İsrail ve ABD üslerine verdiği yanıtın beklenenden “sert” olması, denklemi karmaşıklaştırıyor. Uzmanlar, İran’ın dışarıda “direniş” imajıyla zafer ilan etmeye çalıştığını, ancak içeride ekonomik ve askeri açıdan büyük kayıplar verdiğini vurguluyor. Savaş sonrasında İran yönetiminin 90 milyonluk nüfusun ekonomik talepleriyle yüzleşeceği uyarısı yapıldı.
İSLAMABAD’DA KRİTİK ARABULUCULUK TRAFİĞİ
Diplomatik kulislerde gözler yarın İslamabad’da gerçekleşecek olan Mısır, Türkiye ve Pakistan arabuluculuğundaki görüşmelere çevrildi. Suudi Arabistan’ın da yer alacağı bu temaslar, tarafların birbirine mesaj gönderdiği bir evre olarak nitelendiriliyor. ABD Başkanı Trump’ın nükleer programın durdurulması ve Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması gibi temel şartlar karşılığında bir anlaşmaya sıcak bakabileceği öngörülüyor.
SAVAŞIN SONU İÇİN ‘KAZAN-KAZAN’ FORMÜLÜ MÜMKÜN MÜ?
Hem Trump’ın hem de Tahran yönetiminin iç kamuoyuna “zafer” ilanıyla dönebileceği bir formül üzerinde duruluyor. Analistler, Trump’ın Nisan ayı sonuna kadar bu savaşı bitirmek istediğini, İran’ın ise “büyük bir güce karşı boyun eğmediği” anlatısıyla masadan kalkmayı hedeflediğini belirtiyor. Ancak sahadaki aşırı muhafazakar unsurların ve karşılıklı güven bunalımının müzakere sürecini zorlaştırmaya devam ettiği ifade ediliyor.